MÖ. 64 yılında, Roma imparatoru Pompeius, Mithridat’a karşı kazandığı zaferin ardından, daha önce Mithridat’ın egemenliği ya da etkisi altında olan ülkelerin yönetimlerini, savaşta kendisini destekleyen müttefik dostlarına paye olarak dağıtmıştır. Bu paylaşım sırasında, Kolha ülkesi de, Aristarkhus adıyla bilinen yerli bir derebeyinin mülkiyetine verilmiştir. Kendisini Kolha kralı olarak ilan etmiş ve adına sikkeler bastırmış olmasına rağmen, Aristarkhus’un Kolha ülkesinde merkezi bir otorite kuramadığı ve doğrudan Roma’ya bağlı yerel bir vali olmanın ötesine geçemediği düşünülmektedir. Bastırmış olduğu sikkelerden birinin üzerinde yer alan “onikinci yıl” ibaresi, onun, MÖ. 52 yılında da saltanatını devam ettirmekte olduğunu göstermektedir.74 En eski çağlardan beri Kolha kültüründe önemli bir olgu olan “Güneş tanrı” kültü onun sikkelerinde de izlerini devam ettirmiştir. Sonraki yıllarda, Roma imparatorluğunda Pompeius ile Sezar arasındaki iktidar mücadelesi, bağlı devletleri de kapsayan büyük bir iç savaşa dönüşmüş ve bu dönemde Kolha ülkesi de bu gelişmelerden etkilenmiştir. Latin şairi Lucan, Roma iç savaşını konu alan “Pharsalia” isimli eserinde, Pompeius’un müttefikleri arasında Kolhi ve Heniohileri de saymaktadır. Yine aynı dönemde, MÖ.48 yılına doğru, Mithridat’ın oğlu Pharnak, Roma’daki iç karışıklıklardan yararlanarak Kolha ülkesini istila etmiş ve ardından Romalılarca yenilgiye uğratılmıştır.75
Romalı mimar Vitruvius, MÖ. 25 yılına doğru yayınladığı76 on ciltlik ünlü eserinde, farklı kültürlerin, farklı inşaat tekniklerinden ve mimarilerinden bahsederken, Kolhalıların kendilerine özgü ahşap konutlarına ve yapı tekniklerine de değinir;
"…Karadeniz'deki Kolhi kavmi, bol kereste kaynaklarına sahiptir ve onların yapı teknikleri de bu kaynaklara bağımlıdır. Onlar, iki ağacı zeminin üzerine paralel bir şekilde yatırırak aralarında bir ağaç boyu mesafe bırakırlar, sonra da bunları; üzerlerine, uç kısımlarından karşılıklı iki ağaç daha koyarak birleştirirler. Bu belirlenmiş alan içinde kalan yer evin iç kısmı olur. Bu dört kenardaki duvar aynı şekilde üstüste ağaçlar koyarak, yukarıya doğru yükseltilir. Böylece köşelerde, her ağaç bir diğerini düşey olarak desteklemiş olur. Ağaçların kalınlıklarına bağlı olarak arta kalan karşılıklı boşluklar, çamurla ve küçük parçalarla kapatılır. Çatının yapımı için de aynı yöntem uygulanır. Ağaçların uzunlukları aşamalı olarak azaltılarak, köşeler arası mesafe gitgide darltılır ve böylece piramite benzer bir çatı formu elde edilir. Çatının üzerini de dal parçaları ile örterler ve üzerini balçıkla sıvarlar. Böylece onların bu dört kenarlı çatıları, kabaca bir tonoz şeklini almış olur. (Vitruvus; De Architectura, II, 1, 4)77
Vitruvius’un eserini yazdığı bu yıllarda Roma imparatorluğu, doğu eyaletlerinin yönetimi ile ilgili yeni bazı düzenlemeleri yürürlüğe koymuştur. Buna göre Karadeniz bölgesi “Polemon” hanedanının yönetimine verilmiş ve burada Roma’ya bağlı “Karadeniz Polemonia Krallığı” kurulmuştur. Kolha ülkesi, MÖ.8 yılında kral I.Polemon’un ölümünden sonra tahta geçen kraliçe Pythodoris tarafından Polemonia krallığının topraklarına dahil edilmiş ve bu kraliçenin saltanatı süresince, Polemonia krallığının egemenliği altında kalmıştır.78




