Lazuri Nena do Kultura

Lazuri Nena Do Kultura

JA slide show
 

Son Bir İyilik Yap Ülkene…

e-Posta Yazdır

Yaşlı bir adam patatesçilikle uğraşıyormuş. Yaşı epey ilerlediğinden, işler artık ağır gelmeye başlamış. Yine iyice gücünün tükendiği bir gün hüzünlenip ve hapishanedeki oğlu David’e bir mektup yazmış:

“Ah oğlum ah! Ne olurdu şimdi yanımda olsaydın da tarlayı beraber kazsaydık, ürünümüzü beraber yetiştirseydik.”

Bu mektubu gönderdikten iki gün sonra patatesçi amcaya oğlu David’den bir mektup gelmiş:

“Aman baba, sakın tarlayı kazma. Bütün ölüleri oraya gömdüm.”

Mektubu alan yaşlı adam bir yandan telaşlanmış ve bir yandan üzülerek yatağına girmiş. Sabaha doğru tarladan sesler geldiğini işiten yaşlı adam, kalkmış perdeyi aralamış. Bakmış ki, tarlasında bir sürü adam elinde kürekler tarlayı kazmaktadır. Biraz daha dikkatli baktığında bunların CIA ve

FBI ajanları olduğunu anlamış.

Bir gün sonra oğlundan bir mektup daha gelmiş. Oğlu şunları yazmış:

“ Kusura bakma baba, buradan yapabileceklerim bu kadardı.”


Ankara; Eski Susurlukçu, yeni Ergenekoncu İbrahim Şahin’in evinde çıkan krokiler gerekçesiyle kazılıyor. Patates ekmek için değil, son dalgada gözaltına alınan kişilerle, çıkacak silahları ilişkilendirmek için.

Gömüde çıkan silahlar herkesi şaşkına çevirmiş durumda.

Oysaki silahların sahibi (ya da saklanmasından sorumlu) eski MİT’çi. Vatan için kurşun atanda-yiyende şerefli sayıldığı bir dönemde susurluk kazasıyla ortaya çıkmış kirli ilişkilerin, cinayetlerin, faili meçhullerin sorumlularından. Üstelik bu suçlamalarla ilgili hüküm giymiş, hapis yatmış.

Kazıda silahların çıkmasından doğal ne olabilir ki.

Susurluğu çözme, kalıntılarında Ergenekon’u ara… Bulacağın elbette bulduklarındır.


Kazıda, en dikkat çekici olan şey ise, bu güne kadar TSK’nın bile envantöründe olmayan, Dünyada sadece Hamas’ın kullandığı patlayıcı düzenekleri.

Hamas’da mı Ergenekoncu yoksa?


Gündem yeniden Ergenekon.

Üstün cesaret madalyası almış Başbakanımızın İsrail’in, Gazze katliamı için neler yapa-maya-cağına kilitlenmişken son dalga sarstı ülkeyi yeniden.

Yeni bir liste.

 Susurluk davasında yargılayanlarla –yargılananlar aynı listede.


Sanki sıraya konmuşçasına! Sırası gelen alınıyor.

3 saat sorgulanıp, serbest bırakılanda var tutuklananlarda.

Şansa yani!


Dalgaların zamanlaması nasıl peki;

Kapatma davası mı karara bağlanacak, Türban yasası mı onaylanacak geliyor yeni bir dalga.

Deniz fenerimi patladı, yolsuzluklar mı patladı. Gelsin dalgalar…

İssizlik mi gündeme geldi, kriz mi var, sanayimi dibe vurdu. Gelsin yeni bir dalga.


Son dalga operasyonlar bakalım;

Hükümete kızgın mı, kendi tabanı bile; İsrail in katliamında yeterli tepkiyi veremiyor diye? Kızgın.

Saadet partisinin alanlardaki mitingi milyonlarla ifade ediliyor mu? Ediliyor…

CHP’nin İsrail’i kınanması yönündeki meclise getirdiği yasa teklifine kabul oyu verebilecek mi? Veremeyecek.

O halde ne yapmak lazım tabanını rahatlatmak için.

Ergenekon’a yeni bir dalga eklemek?

Peki, nereye kadar devam edecek bu? AKP iktidar da kaldığı sürece…


Çetelerle birlikte, darbe yapacaktı diye tutuklananlara bir bakın, AKP’ye, ABD ‘ye ve AB’ ne muhalif isimler

MHP’den, BBP’den, Refah geleneğinden ve DTP’den kimse var mı?

Fettullah Gülen’le ilgili haberler nasıl yok edildi. Nasıl korumaya alındı.


Yani; Ergenekon, Solcuların ve Emekli Askerlerin elinde patladı. Oysaki bu ülkede darbelerden en çok zarar görenler solcular değimliydi?

Bu ülkede Amerika’nın izni olmadan kim darbe yapmış bu güne kadar. Bulunan bu silahlar toplumda kafa karıştırmaktan başka ne işe yarayacak.

Silahların kim tarafından gömüldüğünü Ankara’daki CIA ve MOSSAD istasyon şeflerine sormayı kimse akıl edemiyor mu?


İlk iddianame 2450 sayfa.

Duruşmalar devam ediyor. Son dalga operasyonlarla birlikte iddianamesiz onlarca sivil asker cezaevinde.

Duruşmalar artık, operasyon sırasındaki etkisi kadar gündem oluşturmuyor. Tam bu noktada yeni operasyonlar taze kan gibi geliyor.


Operasyonların yapılış şekli, gözaltına alınanların kimlikleri, iddianemesiz iddiaların yoğunluğu sonunda, Ergenekon savcısının meslektaşlarını bile isyan noktasına getirdi.

Türkiye Barolar Birliği ve YARSAV (yargıç ve savcılar birliği) hukuka ve yargıya saygıya davet etti.

Hükümetin dışında herkes rahatsız, hatta kendi tabandan bile destek bulamıyor. Tabi ki Ergenekon kapsamında gözaltına alınanların hepsi piripak değil, aksine susurluk uzantısı bazı kişilerin olabileceği herkesçe malum, operasyona itiraz noktası ise Ergenekon’un başka amaçlar için kullanılıyor olması.


Sokakları temizlemek istiyorsan, önce evinin içini temizlemelisin. Çünkü evden çıkacak toz, toprak sokakları tekrar kirletecektir.


Ergenekon, susurluk demişken, Susurluğun sacayaklarından Haluk Kırcı’nın nerede olduğunu bilen var mı?

7 kez idam cezası almış biri, nasıl olurda, yanlış hesaplama yüzünden serbest bırakılır. Ve ikinci gün “pardon yanlış hesaplamışız” deyip bu güne kadar peşine düşülmez. Başka bir ülkede olsa bakanı mahkûmun yerine 7 kez idam ederler.


Dönelim tekrar Ergenekon’a;

Kazılardan silah fışkırıyor, hatta sokaklar, kapı önlerine poşetler içinde bırakılıyor.

Krokilere çizilmiş, adresler belli, baltayı alıp kazmak düşüyor yetkililere. Bu aralarda emekleri boşa gitmiyor, buluyorlar azdan çoktan bir şeyler.


Adam; Amerika da, İngiltere de eğitim görmüş, uzun süre terörle mücadelenin başında görev yapmış, tutuklanmış hüküm giymiş.

Operasyonlar dalga dalga geliyor ve kroki çekmecede unutuluyor.

Pes yani. Pes…


Son dalga operasyon yazının başındaki kısa öyküyü hatırlattı bana.

“Yıllarca bu devlete hizmet ettin. Koruduk kolladık seni. Bak hüküm bile giydin affettik. Yaşında kemale erdi (gerçi devlet bakanının kendisine yeni kurulacak terörle mücadelenin başına geçmesi teklifini götürdüğünü söylüyor hala iş var bende dercesine), son bir iyilik yap bize, patates ekeceğiz ama hangi toprak verimlidir onu bilmiyoruz. Çiz bir kroki gelip hem seni alalım hem de krokiyi” der gibi geldi bana bu son operasyon…


Hüseyin DEMİR

 

 

E-posta Üyeliği









anket

Lazca 10 yıl sonra konuşuluyor olacak mı?
 

I lovve nuclear