Ar kçini do biöi muşi ar oxoris skiduûes. Kçini dido ninöu do oşi waneri divu. Xai guroni nusak, kçinis muper xaobape oğodu do çkva mekosaleşi wales keloxunu. Mekosaleşen jile var eloşkomeûu.
Ar ndğas komoli muşis uwu çkva, “Üoçi! Üoçi! ma ham kçinis var memaxondinen. Oşi waneri divu xolo var ğuru. Üalatis doloxuni do soti iyonare iyoni” ya.
“Mu zoôon oxorca gaôanûu-i! Nanas heşo şeyi dixenen-i?” ya biöik.
“İxenen-i var ixenen-i var miçkin. Ham kçini oxoris korûaşa ma var dobdgitur. Oxori çkimişa bidare giçkiûas” ya.
Haşopete oxorca do komoli üaûa ndğas oüoburtez. Oxorcak komoli muşis kuni gyuöüomu. Biöik ar ndğas nana muşi üalatis kodoloxunu. Üaôulas eüiüidu do gzas kogedgitu. Oxorca muşis konaucinu. Gzas uluûuşa kçinik üalatişi doloxendo gyucoxu biöi muşis,
“E skiri çkimi, ôia so miyonam?” ya.
“Noğaşa gegiyonam nana, ağne porçape egiöopare” ya do méudi uwu nana muşis.
“Aüo eziyeti mot nworum skiri çkimi, üala-tişen gemioni do gzaler gzaleri bidat” ya.
“Var nana var” ya uwu biöik. “Si aüo gza dogogzalam-i! Ma menceloni bore var domaöüinden” ya.
“Aüo üai na moğodam mja çkimi dogixalali e skiri” ya.
Biöis bgara konacinu do,
“E nana çkimi, si nçxoro tutas korbas kogomiyoni. Aüo mja kogemibi. Aüo üaôulas moüideri kogomiyoni do ma üaôulate gioniüon dido iven-i!” ya.
Edo, heşopete biöik nana muşi germaşa mendionu. İonu do germaşa, ar wüari üala üalati konodgu. Nana muşik üitxu,
“Mu ivu e skiri çkimi, dogaöüindu do moişvacur-i?” ya.
Biöik nana muşi üalatişen eşionu do ar kvaşi jindole kyoxunu.
“Ho nana çkimi, domaöüindu. Si doxedi do ma méika şkule (méika çkvaşi) moptare” ya do méudi uwu.
“E skiri çkimi skiri, vaşa hako memaşkva, ordo moxti, maşkurinen. Oüomwüupais nunupek (öinüapek), dundupek omöüomasen” ya. Hemindoras abgarinu biöis do,
“E nana çkimi nana, ma méudi giwvi. Nusa skanik naüo ndğa ren kuni gemiöüomu. Çkva nana skani germaşa ioni do heko naşkvi” ya miwu doma-ti heşo ôi. “Berepe çkimi yetimi mot doskiduûas” ma do oxorcas mebuuci. Si hako mogionido megaşkvare” ya uwu nana muşis. İpti çkar nena var vu do heşo ti kogyoüidu. Uüule uwu çkva biöi muşis,
“E skiri çkimi skiri, ma oşi waneri dobivi. Ğormotik oşi wana komomçu. Si oxorca skani üala üaite ivi. Berepe skani unaneli mot duûalam. Mja çkimi-ti xalali dogixeni” ya uwu.
Biöi tolepes çilambi godgineri keiselu do igzalu heşo gemzuleri gemzuleri. Ar méika idu dorûun çkva do nana muşik üaôula üele eüocoxu, uwu çkva,
“E skiri çkimi skiri, üalati hako gogoöüondu, moxti do mendiği” ya uwu.
“Si hako megaşkvi do üalati mu boğodare nana?” ya tku biöik.
Kçinik gemzuleri gemzuleri “Var skiri var, üalati mendiği. Si-ti ibada do çkimi wanaşa moxta şkule bere skanik ham üalatite mogionasen. Ndğa moxtais giüoremûasen.” ya uwu nana muşik.
Biöik çkva didi ncirişen goüunéxu. Na vu dulyaşen dipiş-manu. Moiüidu nana muşi do oxorişa komoonu, daçxurôicis, üeras kogoloxunu. Moro mu giçkiûes.
Nine ile oğlu
Bir evde yaşlı bir nine ile onun oğlu yaşarmış. Gelin, nineye çok kötülükler yapmış. En son kocasına, “Ben bu evde annenle yaşamak istemiyorum. Bir sepete koy dağa götür. Yoksa beni bu evde bulamazsın” demiş.
Adam bakmış ki olmayacak, yuvası yıkılıyor, çaresiz annesini bir sepete koymuş. Çarşıya götürüyorum bahanesiyle bir dağa götürmüş. Bir pınarın başında oturtup sepeti de fırlatmış atmış. Anasına “sen biraz beni bekle şimdi gelirim” deyip yürümüş. Anası ardından çağırıp “beni burada bırakma korkarım oğlum” deyince, tüm gerçekleri bir bir saymış anasına.
Anası, “Ey benim oğlum sen beni düşünme ben yaşımı aldım. Sen yeter ki karınla mutlu ol. Yalnız şu attığın sepeti de götür. Gün gelecek çocukların da seni buraya getirecekler o zaman sepet sana lazım olacak” demiş. Oğul yaptığına, yapacağına bin pişman olmuş. Annesini tekrar sepete koyup geri getirmiş, onu baş köşeye oturtmuş.
A old gran and her son
A old gran and her son lived in a house. Her daughter-in-law treated the gran very badly. At the end, she said to her husband “I don’t want to live with your mother in this house. Put her inside a basket and take her to the mountain. Otherwise, you will not find me in this house.”
The man found no other solution to save her marriage, the putted his mother inside a basket. He took the old woman to the mountain with the excuse of taking her to the market. He sat beside a spring, and throwed the basket away. He old his mother “You wait for me for a while, I will be back soon.” When his mother shouted after him “Don’t live me here alone, I will be scared my son”, he told all the truth to his mother.
His mother said, “My son, don’t think about me, I am a old woman. You be happy with your wife. But, take the basket with you. One day your children will bring you here too, you will need it then. The son regretted what he was doing. He putted his mother back to the basket, took her home, and thereafter gave her the primary position at home.
Masalları Nurdoğan Demir Abaşişi'nin kendi sesinden dinlemek için tıklayınız.
|





