
Akın Gülhan 1970 Ankara doğumlu. Çocukluğunu Arhavi’de geçiren Akın Gülhan Lazcayı 7 yaşında öğrenmiş. Erciyes Üniversitesi Satış Yönetimi Mezunu. Şu an bir tekstil firmasında Bölge Müdürü olarak çalışıyor. Karadenizin ilk profesyonel Disc Jockeylerinden biri. Komedi Dans Üçlüsü ile başlayan müzik yaşamına şimdi Lazuri in the mix albümünü eklemiş.
Hiçbir maddi beklentisinin olmadığı Lazuri in the mix albümü şu ana kadar 1000 adet satmış. İlk Lazca Hip Hop albümünü hazırlayan Akın Gülhan ile kısa bir sohbet gerçekleştirdik. Sizi bu sohbet ile başbaşa bırakıyoruz.
Ebru Koçak – Akın Gülhan kendini nasıl ifade eder?
Akın Gülhan – %100 laz espirisi sanırım bana çok uygun... Lazların tüm genetik özelliklerini taşıyorum. Doğa ve müzik tutkunuyum. Başta memleketim olmak üzere Karadeniz sevdalısı Türkiye ye aşık bir insanım. Hayattaki güzelliklere sadece bakan değil görebilen bir insanım. Yaşam tanrıdan bir hediye onu iyi değerlendirmeye çalışıyorum, bir şeyler üretmenin peşindeyim… Komanda gibi düşünürüm; zor benim için kolay, imkansız ise biraz vakit alır. Birazda deliyim kıyıları terk edip denizlerde boğulmayı göze alabilirim. Arkadaşlıklar ve dostluklar benim için önemlidir. Bana bir adım yaklaşana ben iki adım yaklaşırım. İmkanlarım çerçevesinde kafamdakileri boşaltmaya çalışıyorum.
Ebru Koçak – Müziğe ne zaman başladınız?
Akın Gülhan – Çocukluk yıllarımda rahmetli babamın kemençe sesi ile başlayan müzik tutkum ilk okulda bağlama çalarak daha sonra ud ve diğer enstrümanlarla devam etti. 1988 yılında Arhavi de ve birçok Karadeniz ilçesinde amatör dj’lik, 1989 ve sonrası komedi dans show (GRUP MIX) ve bir çok tv kanalına program yaparak özel radyolarda dj’likten sonra bazı clup ve eğlence merkezlerinde yine dj’lik ile devam etti. Kendi home stüdyomu kurduktan sonra hem müzik ve müziğe bağlı klip çalışmalarım hız kazandı. AVM VE SASSS prodüksiyon şirketleriyle ortak çalışmalarım devam ediyor.
Ebru Koçak – Neden Lazca Hip Hop?
Akın Gülhan – Aslında tam hip hop olmasada elektronik ve güncel olması ve daha önce denenmemiş olması bizim için çıkış noktası oldu. Bu çalışma 1996 yılında yapılmış bir çalışma. Bugün imkanlarımız çerçevesinde hayata geçirdik. Hatta nataşa ve si-si-si şarkılarına çekilmiş kliplerimiz yerel televizyonlarda yıllar önce yayınlandı. Bu benim yıllar önce kurduğum bir hayaldi, gerçekleşti.
Ebru Koçak – Yaptığınız müzik ile ilgili ne tür eleştriler alıyor sunuz?
Akın Gülhan – Tek eleştiri daha çok şarkı niye yapmadınız ve daha çok tulum sesi niye koymadınız şeklinde. Biz bu çalışmayı çok kısa sürede 4 günde hazırladık tabi ki mükemmel demiyoruz. Çok eksikleri var ama aldığımız reaksiyonlar çok olumlu bu da bize güç veriyor, farklı şarkıların demoları hazır elektronik müzikle sentezleşmiş soundla karşınıza çıkacak. Amatör ruhla ve kendi imkanlarımızla yaptığımızı herkes biliyor eleştiriden çok bir sahiplenme destekleme söz konusu. İki defa şarkılarımızı görücüye çıkardık. İzmit ve İstanbul da sahne aldık, beklenmedik bir sevgiyle karşılandık. İlk şarkıyı okurken çok şaşkın bakışlarla karşılaşıyorsunuz, daha sonra tebessüm ve kucaklaşma başlıyor.
Ebru Koçak – Mod Kandum isimli bir klibiniz var. Neden albüm öncesi bir klip yaptınız ve klip ile ilgili neler söyleyebilir siniz?
Akın Gülhan – Aslında denedik ve Lazların nasıl bir tepki vereceğinin merak ettik açıkçası evde çekilmiş ve kendimizi eğlendirmek maksatlı yapılan bu klibi sahiplenen arkadaşlar birçok sitede yayınlanmasına ve duyulmasına sebep oldu. Almanya, İspanya, Amerika ve birçok Avrupa ülkesindeki Lazlar hatta Laz olmayan ama Lazlara sempati duyanlar bana ulaştı. Enteresan bulmuşlardı, gülüyorlardı yada klipteki bazı sözlere ilave sözler yolluyorlardı, bu vesile ile 3000 kişiye yakın insanla temasa geçtik, konuştuk çok neşeli ve eğlenceli 3-4 ay yaşadık.
Ebru Koçak – Lazuri in the mix ne zaman oluşturuldu?
Akın Gülhan – 1996 Arhavi de başlayan bir macera, evde elimde mikrofon amatör bir kayıt cihazı ve el yapımı bir mikserle yabancı şarkılara Lazca dublaj yaparak başlayan Lazuri in the mix yıllar sonra kendi home stüdyomda hayat buldu. Kardeşim Hakan Gülhan’ın hadi abi biraz kafayı dağıtalım aç şu aletleri demesiyle son şeklini aldı.
Ebru Koçak – Albümün içeriği hakkında bilgi verir misiniz?
Akın Gülhan – İlk dinlediğinizde farklı bir tat veren , dinledikçe güzelleşen bir çalışma. İçinde espiriyel bir anlatımda olması ayrı bir tat katıyor. Sanki bir dj’in sahne performansını andıran alt yapılara sahip. Kısacası amatör ama zevkli bir çalışma. Tulum ve kemençe sesi de bu soundlara oldukça yakışıyor diye düşünüyorum. Yüksek volümde ve arabada dinlerseniz daha çok keyif alacağınıza inanıyorum.
Ebru Koçak – Laz dili ve kültürü üzerine daha farklı çalışmalarınız var mı?
Akın Gülhan – Var tabii ki sadece müzik değil, film ve belgesel projelerimde var, sponsor bulursam onlarıda hayata geçireceğim. Bu renkli toplumu sadece müzikle ifade etmek yetersiz diye düşünüyorum.
Ebru Koçak – Laz dili ve kültürü üzerine bugüne kadar yapılmış çalışmaları yeterli buluyormusunuz?
Akın Gülhan – Kesinlikle yetersiz. Şunun şurasında kendimizi tanımaya başlayalı 10 sene olmadı. “Lazca konuşma, Türkçen bozulur” denen bir topluluktan türedik. Tulumun, zurnanın son deliği olarak kaldığı müzik dünyasından geldik. Yapılacak çok şey var. İnsanlar bu etnik kültürü yaşamalı öğrenmeli ve nesillere aktarmalı. Basit bir toplum değiliz, çok renkli ve asil köklerimiz var. Temel-İdris-Dursun üçlüsünü artık aşmalıyız, Laz tarihini irdelediğimizde ortaya süper projeler çıkacaktır.
Ebru Koçak – İleriye dönük planlarınız nelerdir?
Akın Gülhan – Biraz aç gözlülük olacak ama Lazca ile ilgili her şeyi yapmayı isterim… Çok iyi bir senaryom var hayatımdan bazı kesitleri anlatan, film çekebilirsem ne mutlu bana. Biraz ip ucu vereyim, Lazca seslendirilecek olan film Türkçe alt yazılı olacak. Ve yardımcı oyuncu bir atmaca olacak. Belgesel tadında duygusal bir çalışma, sponsor bulursam en kısa sürede çekmeyi istiyorum. Müzik olarak canlı bir dj performansında tulumu club-house ritimleriyle süsleyerek bir konser vermek istiyorum, açıkçası bunu için bir teklif bekliyorum. Neden içimizden biri Laz Tiesto olmasın, neyimiz eksik?
Ebru Koçak – Günümüz şartları, gelişen teknolojinin bağları koparması, büyük şehirlere göçün her geçen gün artması ve dolayısıyla yeni neslin şehirde büyüyüp dil ve kültürden uzak kalması, Laz dilinin yok olma tehlikesini arttırıyor. Siz Laz dili ve kültürünün geleceğini nasıl görüyor sunuz?
Akın Gülhan – Lazca kesinlikle unutulmayacak. Bizim gençlerimiz bu nankörlüğü asla yapmayacak düşüncesindeyim. Siz ve sizin gibi siteler var oldukça, birileri bu işe gönül verdikçe yok olmayacak. Toplumun sevdiği şeylerin üzerine Lazcayı sentezlersek daha kalıcı olur. Laz dili yok olma tehlikesinde evet istatistiklikler böyle diyor ama henüz virajın başındayız geç kalmış değiliz hadi ne duruyoruz.
Ebru Koçak – Yapmakta olduğunuz müzik türü özellikle genç kesimin ilgisini çekiyor. Ve çalışmalarınız Lazca ile çok uyumlu olmuş. Dili korumak ve kurtarmak adına en önemli olanın çocuklara sevdirebilmek olduğu şu dönemde, Lazca Hip Hop’un gençler üzerinde etkisi olacağını düşünüyorum. Bununla ilgili olarak amacınıza uygun eleştiriler alıyor musuz?
Akın Gülhan – Evet albümü çocuklarım Lazca öğrensin diye alan çok. Birde Arhavi Lazcasının daha anlaşılır ve net olması tercih nedeni. Zaten asıl amaçta bu, ne maddi ne manevi beklentimiz yok. Telefon görüşmelerimizde eş dost artık bizi mod kankum, espirisi ile arıyorsa ve şarkıların bir kısmı ezberlenmişse amaca ulaşmış sayılırız. Lazca harika bir dil, derin anlamları ve ifade zenginliği var her eve lazım diye düşünüyorum.

Ebru Koçak – Uzun yıllardır Karadeniz dışında yaşıyorsunuz ama Laz dili ve kültürü ile bağınız hiç kopmamış. Büyük şehirlerde yaşayan diğer Lazlardan belki de daha şanslı olabilirsiniz. Ama şanslı olmak tek başına yeterli olmuyor, dili korumak, sevmek, dilin tehlikede olduğunu kavramak ve tabi bunları yapabilmek için imkanlar. Siz bunu nasıl başardınız?
Akın Gülhan – Rahmetli amcamın ölümünden sonra kaybettiğim değeri gördüm 105 yaşında asırlık bir insanı toprağa verirken. Neyi kaybettiğimi anladım ve Laz kültürümü sahiplenme hissine kapıldım. Sepet-sandalye ören, doğada yaşayan tepeden tırnağa bir Lazın yanında büyüdüm onu kaybedince eyvah! dedim. Her fırsatta memlekete gittim, tatil nedir bilmem, bir gün bile olsa memlekete giderim. Köyüme taparım. Yıllarca çay topladım taşıdım, memleketim Arhavi’nin sokaklarını santim santim gezdim, imkanlarımı memleket sevdamla birleştirdim. Okudum, araştırdım, merak ettim hatta bunun için Gürcistan’a gittim, orada ki Lazları araştırdım. Seviyorum demem yeterli sanırım.
Ebru Koçak – Son olarak kültüründen kopuk yaşamış ama öğrenmek ve yaşatmak isteyen Lazlara neler söylebilir siniz?
Akın Gülhan – Aç gez, yırtık giyin ama memleketini ve kültürünü asla unutma. İstanbulun tamamını verseler memleketin bir karış toprağına değişmem. Lazım diyorsan ve dik durmak istiyorsan ataların gibi anılmak istiyorsan biraz emek harcamak lazım. Okumak ve anlatmak lazım. Bu şehrin pembe dünyasına değil memleketin yağmuruna sevdalanmak lazım. Her şeyden önemlisi insanı ve doğayı sevmek lazım. Aile büyükleri tatilde mutlaka memlekete gitmeli, çocuklara memleket sevgisi aşılanmalı, evde bol bol lazca konuşulmalı ki, çocuklarda öğrenebilsin. En önemlisi artık devlet Lazları görmemezlikten vazgeçmeli, etnik kültürlerin yaşatılması için sadece Kürt halkına televizyon açmak yeterli değil, ben etnik ayrımcılıktan bahsetmiyorum, tam aksine etnik zenginlikten ortaya güzel şeylerin çıkabileceğinden bahsediyorum. Türkiye’de hiçbir Lazın ülke bütünlüğüyle ilgili sorunu olmaz, olamaz. Biz tulum sesi susmasın kültürümüz yaşasın istiyoruz ve yaptıklarımıza bakılırsa bir LAZ TV kanalını da fazlasıyla hak ediyoruz.
Ebru Koçak – Bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz. Müzik hayatında başarılar dileriz.
Akın Gülhan – Ben teşekkür ederim, bizi fark edebilmeniz, diğer Laz siteleriyle aranızda farklı olduğunuzun bir kanıtı, çok güzel bir site, emeklerinizin karşılığını alacağınıza inanıyorum. Laz kültürü ve Lazcaya ilgi sayenizde artacak. Daha önce söylediğim gibi asıl iş sevmekte… Yolu sevgiden geçen herkesle bir gün CİXA da buluşuruz, kolumuzda atmaca, dağlarımızda yağmur, tarlamızda çay, bahçemizde mısır, her şeyden önemlisi ağzımızda Lazca eksik olmasın… Sevgi ve saygılarımla.
Ebru Koçak
Lazuri in the Mix albümünu almak isteyenler için:
Akın Gülhan - 0505 383 96 47 - e-mail:
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
No Name Bilgisayar - Arhavi
Sima Vakfı - İzmit
Senseç Kasetçilik - Fındıklı
Ayrıca Akın Gülhan Lazurinena okuyucularından ilk arayan 20 kişiye albümü ücretsiz gönderecek.






