Lazuri Nena do Kultura

Lazuri Nena Do Kultura

JA slide show
 

Başka Bir Enerji Mümkün

e-Posta Yazdır

Yaşadığı bölgenin güzelliklerinin, özelliklerinin ve değerinin farkında Mevlüt Gürkan. Bu güzellikleri de geleceğe taşıması gerektiğinin bilincinde. Ve 2000 yılından bu yana kendisi gibi bu değerlerin farkında olan çevresi ile HES'lere karşı mücadele içinde. İçimizden beri. Sizde doğayı, dünyayı, yaşadığınız toprağı seviyorsanız sizlerle paylaştıklarımıza lütfen vakit ayırın ve okuyun. Çünkü Türkiye ve Dünya sadece bastığımız toprakla sınırlı değil. Bu herkesin sorunu. HES'lere karşı hep birlikte mücadele edelim.

Lazurinena: Kendinizi kısaca tanıtır mısınız?


Mevlüt Gürkan: Mevlüt Gürkan, 1958 Rize Fındıklı doğumluyum. 1980 yılına kadar Fındıklı’da yaşadım. Yüksek okul mezunuyum. Muhasebeciyim. Sosyal ve siyasi olaylarla ilgileniyorum.


Lazurinena: Kendinizi kısaca tanıtır mısınız?


Mevlüt Gürkan: Mevlüt Gürkan, 1958 Rize Fındıklı doğumluyum. 80 yılına kadar Fındıklı’da yaşadım. Yüksek okul mezunuyum. Muhasebeciyim. Sosyal ve siyasi olaylarla ilgileniyorum.


Lazurinena: findiklidereleri.com ne zaman oluştu, sesinizi duyurma konusunda yeterli oldu mu?


Mevlüt Gürkan: findiklidereleri.com 2007 yılının başlarında oluşturuldu. Bunun nedeni de bölgemizde yapılmak istenen Hidro Elektrik Santrallerine karşı tepkileri birleştirmek, dile getirmekti. Bir toplama merkezi olmasını düşündük ve düşündüklerimizin gerçekleştiğini de gördük. Bölgemiz Fındıklı da ana iki vadi olan, Arılı ve Çağlayan derelerinde planlanan HES’lere karşı oluşturulan Fındıklı Derelerini Koruma Platformu talep ve tepkilerimizi dile getirmek için findiklidereleri.com’un tahminimizden de öte yararı olduğu düşüncesindeyiz. Neden bu kadar olumlu söylüyorum? Sadece site üzerinden 6000 civarında imza atılması, ülkenin diğer yörelerinden çevre kuruluşları ile ilişki kurulması ve çevresel haberlerin yayınlanması bizim için çok olumlu sonuçlar vermiştir. Fındıklı Derelerini Koruma Platform’nun yararlı çalışmaları bölgemizdeki diğer vadilerdeki platformlara olumlu yansımış ve yol gösterici olmuştur. Geçen Temmuz ayında Hopa Festivalinde sadece Fındıklı değil, Rize ve Artvin’deki dereleri bir araya gelip, Derelerin Kardeşliği platformu ile gücümüzü pekiştirmiş olduk, sesimizi daha çok duyurmak, daha sağlam temellere dayanmak için oluşturduğumuz ‘Derelerin Kardeşliği Platformu’  bugüne kadar 5 ay geçmesine rağmen hukuki ve siyasi bir çok eksikliklere, yetersizliklere rağmen Fındıklı Derelerini Koruma Platformu öncülüğünde çalışmalarını sürdürmektedir. Bazı platformların henüz tam oluşmamaları Platformların Kardeşliğinin çalışmalarını olumsuz olarak etkilemektedir. Sanırım çok kısa bir süre sonra bütün platformlar en az Fındıklı Derelerini Koruma Platformu pozisyonuna geleceklerdir.


Lazurinena: Neden Mevlüt Gürkan bu kadar çaba harcıyor?


Mevlüt Gürkan: Sadece Mevlüt Gürkan değil, bu işe ön ayak olmuş 10–15 kişi mevcut. Ben sadece yapabileceklerimi, yapmam gerekenleri yapmaya çalışıyorum. HES’ler bu bugünün sorunu değil, bu önümüzdeki yıllarda da karşılaşabileceğimiz çevresel ve toplumsal sorunlara çözüm birlikteliğidir. Burada, HES’ler yapılırsa yaşam alanlarımızın kısıtlanacağı hatta göç etmek durumunda kalacağımızı gördüğümüz için biz buna karşıyız. Ve bizler bu durumdan en az etkilenecek kişileriz, çünkü bir ayağımız Rize dışında, ama dedelerimizin doğduğu topraklara sahip çıkmak için, çocuklarımıza yaşam alanlarımızı en az bugünkü haliyle bırakabilmek için biz HES’lere karşıyız. Sorun sadece HES’ler olmayıp yeraltı ve yer üstü kaynaklarımız olduğunu bildiğimiz için karşıyız.


Lazurinena: Keşke sayı daha fazla olsaydı, bu yüzden neden Mevlüt Gürkan diye sordum.                                          


Yenidünya düzeninde emekçilerin yoksullaşması, bireyci olması açık. Çoğunluk; ben bugün işe gidiyorum, ne şartlar olursa olsun çalışıyorum gerisi önemli değil. Ne şartlarda çalışırsa çalışsın önemli değil, işin var mı, var, bir bardak çay içiyor muyum, içiyorum, bir kaşık yemek yiyor muyum, yiyorum, bu bana yeter dedikleri için insanlar tepkisiz. Hâlbuki bu dünyada, daha refah, çağdaş, özgür yaşamak mümkün.

Bunu biraz da oradaki insanların sürekli o ortamda yaşıyor olmalarına bağlayabilirmiyiz? Yani ben Karadeniz’de doğmadım, orada büyümedim, ama orada doğmuş gibiyim ve bu bana her anlamda sahip çıkma gücü veriyor ama oradaki insanlarda bu çok fazla yok.

Ama oradaki insanlar henüz işin vahimiyetini anlamış değiller. Şöyle diyor vatandaşlar “Bir santraldan ne olur, bir santral yapacaklar 15–20 kişi çalışacak” Bu yalan tabi 15–20 kişi hayatta çalışmıyor. Bu 4 mw da olsa, 50 mw da olsa aynı. Bir santralde çalışacak kişi sayısı 5-6’dır. Vatandaşlar bunu yeni yeni görüyor. “Ağaçlarımız kesilmeyecek, derelerdeki su normal akacak.” Bunları bilmedikleri için bu olaya yeteri kadar tepki göstermiyorlar. Hâlbuki bilseler bu santraller yapılırsa, suyumuzu bile parayla alacağız, istediğimiz yere gidip piknik bile yapamayacağız, yayla yolundan yaylalara gidemeyeceğiz. Yolları kesecekler, su kalanlım haklarını ellerine geçiren şirketlerin özel güvenlik güçleri bu alanları koruyacak . Sen kira verdiğin ya da kamulaştırdığın bir yere başkasını sokar mısın? Sokmazsın. Halk bunların bilincinde değil henüz. Bunları insanlara duyura duyura işin önemini anlatmaya çalışacağız.

Lazurinena: HES projeleri hakkında bilgi sahibi olmayan kişileri düşünürsek, yapılması planlanan bu projelerin doğaya ve insanlara zararları hakkında bilgi verir misiniz?


Mevlüt Gürkan: Çok ciddi zararları var, bazılarından bahsetmek gerekirse;

Sadece bu derelerde yaşama alanı bulunan kırmızı benekli alabalık ve göç eden denizalası tamamen yok olacak. HES Projeleri kapsamında milyonlarca ağaç kesilecek, HES’ler için yollar açılacak, derelerin suyu azalacak. Suya dayalı tarım olan çay, fındık ve kivi tarımı yapılamayacak. Şimdi su olmazsa çay kesinlikle olmaz. Bazen derler ki, çay 3–5 gün önce geldi, hemen kartlaştı vs... Bunlar hep sudan kaynaklanıyor. Bunu insanlarımızın bilmesi lazım.


(HES Projelerinin zararları hakkında daha fazla bilgi için lütfen tıklayınız.)

Lazurinena: Sizce, Hes’lerin yapılması durumunda meydana gelebilecek sorunlar konusunda halk yeterince bilinçli midir? Halkın büyük bir kısmının Fındıklı Derelerini Koruma Platformu’nun düzenlediği mitinglere katılmadığı açık. Bunun nedenini halkın yeteri kadar bilinçlendirilmemesine ve oluşabilecek zararlardan haberdar olmamasına bağlayabilir miyiz? Halkın yeteri kadar duyarlı olmamasını neye bağlıyorsunuz?


Mevlüt Gürkan: Halk HES’ler konusunda yeterince bilinçli ve duyarlı değil. Bölge dışındaki etkinliklerde “Bana dokunmayın, ben zaten gidiyorum 2–3 gün kalıyorum” mantığı hâkim. Bölgemizde ise işin vahametini henüz kavrayamamış insanlarımız olduğu gibi siyasi nedenler de etkili olabiliyor. Biraz da korku, sahip olduğunu kaybetme korkusu insanlarımızı geri tutuyor mitinglerde.

 

Lazurinena: Hes’lere karşı yapılan çalışmalarda başarılı olundu mu? Şu ana kadar yürütülen, gerek hukuksal gerekse toplumsal alandaki çalışmalar, yapılmak istenen Hes’lere karşı kesin çözüm olacak mıdır? Bu bağlamda sizin ve Fındıklı Derelerini Koruma Platformunun, bu mücadeleyi yürütürken halktan beklentileriniz nelerdir?


Mevlüt Gürkan: Fındıklı Derelerini Koruma Platformu “findiklidereleri.com” olarak şu ana kadar başarılı olduğumuzu düşünüyorum. Yeterli mi diye sorarsanız, yeterli değil. Sadece bölgemizde değil, Rize dışında da bu platformun etkisini yaymak istiyoruz. Mesela bu mücadeleyi Avrupa Birliğine taşımayı düşünüyoruz. Hukuki konuda da şu ana kadar Çağlayan’da Paşalar HES konusunda ÇED raporuna dayanarak yürütmeyi durdurmak için dava açtık, neticesini bekliyoruz, bu yüzden şimdiye kadar bir çalışma yapamadılar. Bu da bizim çalışmalarımızın onları engellediğinin bir ifadesidir. 14 aydır biz onlara kazma vurdurmadık.


Lazurinena: Özellikle yaşamlarını dere ile iç içe geçiren halkın derelere daha çok sahip çıkmaları gerekirken, halkın bir kısmının çokta sahip çıkmadığını söyleyebiliriz. Hes Projelerine karşı olmak bir yana dereleri temiz tutmakta çok önemli. Bu konuda halkı bilinçlendirmek için neler yapılabilir?


Mevlüt Gürkan: Bu aslında sadece bizim bölgemizin, bizim vadilerimizin sorunu değil, bu herkesin sorunu. Bu konuda çalışmalar var, mesela Sümle deresinde, oradaki arkadaşlar derenin temizliği konusunda çalışma yaptılar. Ama bu sadece Sümle deresinin değil, yöre halkının bilinçlenmesi ile ilgili. Atmayacaksın, atanı engelleyeceksin veya senede 1–2 kere kampanya yapıp dereyi temizleyeceksin. Buda yöredeki insanların insiyatifine kalmış. Temizlik ile ilgili bir örgütlenme yapılsa ki, Fındıklı için söylüyorum taş ocakları yok, bu büyük şans, en büyük çevre kirliliği bu taş ocaklarından doğuyor. Sorunun dışına çıkacağız ama bazen Boğaziçi Üniversitesi’nin internet sitesinde oluşan depremlere bakıyorum, dün Soma’da termik santralde 2,7 şiddetinde deprem olmuş. Neden? Maden ocağındaki patlamalardan dolayı. Düşünebiliyor musunuz? Şimdi burada yollar açılacak, 3–5–20... kilo dinamit patlatılacak, düşünün o heyelanı, zaten yumuşak toprak... Bu yüzden her bireyin mutlaka bunları engellemek adına çalışması gerek.


Lazurinena: İnsanların destekleri ve tepkileri ne yönde? 1–2 ay öncesine kadar Altunizade’de bir duvarın üzerinde “Nükleer enerjiyi destekliyoruz” pankartı asılıydı. Nükleer enerjiyi destekleyen kişilerde çıkıyor mu karışınıza?


Mevlüt Gürkan: Bu çok güzel bir soru. Ben geçen yıl Yıldız Teknik Üniversitesi’de bir panelde bu konulara duyarlı olması gereken  çevresel konularda çalışan siyasi bir partinin vatandaşları ile tartıştım. “Boş verin HES’ler yapılsın. HES’ler ile niye uğraşıyorsunuz? 3–5 tane yapılacak, nükleer santral yapılmasın. Buna karşı çıkalım”. İnsanların kafasında şu var. 2–3 tane HES yapılsın, nükleer santral yapılmasın. Ben bunu şöyle değerlendiriyorum; Vatandaşın Doğu Karadeniz’de 300–400 tane HES yapıldığının farkında değil. Ben artık bunlara bağladım. 300–400 tane HES herhalde 3 tane nükleer santraldir. HES’ler konusunda Türkiye’deki partiler yeteri kadar destek vermiyorlar. Ayrıca bu konu ile ilgili görüş sunabilecek odalar bile çok net değiller.


Lazurinena: Bunu çıkarlara bağlayabilir miyiz?


Tabii çıkarlar da var. Bütün siyasi partilerin maddi kaynaklarını müteahhitler karşılıyor. Türkiye’de A partisinin, B partisinin o yöredeki temsilcilerinin % 90’ı sermaye sahibi. Hepsi de müteahhit kökenli. İşte bu insanların 3 tanesi 5 tanesi birleşip şirket kuruyor. “Şurdaki HES’i biz yapalım, buradaki HES’i biz yapalım” diyorlar. Çünkü HES’lerde ürettiği enerjiyi devlete satsan da satmasan da parasını peşin alıyorsun. Bu nedenle siyasi partilerden bizlere destek yok.


Lazurinena: Sizin kişisel olarak ve Fındıklı Dereleri Koruma Platformu olarak, Hes’lere karşı düşündüğünüz ve ürettiğiniz alternatif enerji alanları var mıdır? Doğu Karadeniz’in turizm potansiyeli açık… Bu potansiyelin en güzel şekilde kullanılması için yapılması gerekenler konusunda görüşlerinizi alabilir miyiz?


Mevlüt Gürkan: Şunu herkesin bilmesi gerekir ki  ülkemizde enerji  sorunu D. Karadeniz’e yapılacak HES’lerle çözülmeyecek. Zaten enerji sıkıntısı yok, şu anda hiçbir santral tam kapasite çalışmıyor. Enerji mühendisleri odasının raporlarına göre yıllık  %20’ler civarında olan kaçakların önlenmesi konusunda herhangi bir çalışma yapılmıyor. Çünkü bu çalışmalar sermayeye para kazandırmıyor. Tabii enerji olacak, olmasın demiyoruz ama böyle doğayı tahrip eden enerjileri istemiyoruz. Bunun alternatifleri var. Bugün Almanya’da güneşe dayalı enerji kullanılıyor. Türkiye düşünmüyor. Bırakın Türkiye’yi Doğu Karadeniz olarak düşünürsek, Karadeniz’in güneş ortalamısı Almanya’nın üzerinde. Türkiye’nin bütün bölgeleri güneş açısından zengin. Bunu da yapamıyorsan, Doğu Karadeniz’de rüzgâr var! denizden dalgalardan enerji üret. Türkiye’nin enerji sıkıntısı çekmesi mümkün değil. Güneş, rüzgâr... Türkiye alternatif enerji kaynakları konusunda çok zengin. Enerjide sıkıntı yaratan enerji katilleridir, doğalgaz katilleridir. Bakın bu günlerde niye doğalgaza zam yaptılar? Gelecek yıl doğalgaz özel şirketlere geçiyor, piyasayı onlar belirleyecekler. Onlara hazırlık yapıyorlar, özel şirketler zam yaptı demesinler diye devlet yapıyor.


Lazurinena: Şu ana kadar HES’lere karşı yürüttüğünüz çalışmalarda, gerek hukuksal gerekse toplumsal alanda, önünüze ne gibi engeller çıktı?  


Mevlüt Gürkan: En büyük engel bizim bölgedeki insanlarımız. HES konusunda 100 adım atmamız gerekirse ve biz 5 adım attıysak en büyük engel bizim insanımız. İnsanlar başka şeylerle ilgileniyorlar. Mesela, findiklidereleri.com da forumu kaldırmak zorunda kaldık. Asıl sorunlarla uğraşmamız gerekirken gereksiz konulara yönleniyor insanlarımız.“Benim ismimi neden yanlış yazdın diyor. Bizi niye yeterince tanıtmıyorsunuz, bizim ismimizi niye yazmıyorsunuz” diyorlar.


Lazurinena: İnsanların birazcıkta öne çıkma isteği, benlik sevdası da var. Adım yoksa bende yokum.


Bizde vurdumduymazlık var derken bu da var tabii. Tamam. “Ben yaptım”. E yap o zaman. Yap deyince yapmıyorlar. Konuşmakla olmuyor. Konuşacaksın ama engelleyici konuşmayacaksın. Bizim şevkimizi kırıyorlar. Biz bu mücadelede hiçbir maddi manevi menfaat istemiyoruz. En büyük kazancımız; temiz yaşanabilir vadilerde mutlu ve sağlıklı insanlar görmektir.


Lazurinena: Bugün HES’lere karşı verilen mücadelede gelinen nokta nedir? Bunca verilen mücadeleye rağmen hâlâ dereler üstünde yapılan planlar devam ediyor mu?


Mevlüt Gürkan: Mücadelemiz devam ediyor ama devletin HES’lere yeni yeni ihaleler yaptığını görüyoruz. Bu sayılar gitgide artıyor. Trabzon, Rize ve Artvin’de 458 adet proje var. Projesi yapılan ve fizibilite çalışması yapılan 458 proje.


Lazurinena: Çok ciddi bir rakam.


İşte o nedenle biz bunun bir katliam olduğunu söylüyoruz.


Lazurinena: HES’lere karşı verilen mücadelenin, şu ana kadar medyada yeterince yer bulmamasının nedeni nedir? Bu tür mücadelelerde medyanın etkisi küçümsenemeyecek kadar fazladır. Bu bağlamda medyada daha fazla yer almak için sizce neler yapılabilir?


Mevlüt Gürkan: Bizim en büyük sorunlarımızdan biri de bu. Biz beş bin kişilik Fındıklı’da üç bin kişinin katıldığı iki adet miting yapıyoruz, hiçbir televizyonda, gazetede yok. Bırakın ulusal yayın yapan organları, bölgesel yayın yapan organlarda yer alamıyoruz. İşte bunun arkasında o gazetelere, televizyonlara reklam veren sermayenin korkusu var. Tabii bizim mücadelemize yer vermeyecekler. Bunu aşmak için bizde internet ortamından, eş-dosttan yararlanmaya çalışıyoruz. Daha çok ses getirecek eylemler yapmak gerekiyor. O da ne olur? Medyanın gözünün içine soka soka yer vermelerini sağlamak. Bu da işte insana bağlı şeyler. Gidip Taksim’de meydanı kapatıp, konuşup horon çevirdin mi, bu sefer Karadenizliler geldi, horon oynadılar diye haber yapılıyor. HES’lere karşı tepki şeklinde bazı gazete ve televizyonlara yansıdı ama çok az, yeterli değil. Bunu kırmaya çalışıyoruz.


Lazurinena: Fındıklı Derelerini Koruma Platformu olarak, şu ana kadar yapılan çalışmaların dışında, gelecek için planlarınız nelerdir? Gerek hukuksal gerek toplumsal alanda…


Mevlüt Gürkan: Bu mücadelemizi Avrupa Birliği’ne taşımayı düşünüyoruz. Su platformu toplantısında Hasankeyf’liler için Almanya’da düzenlenen miting konuşuldu. Rize bölgesi içinde böyle bir çalışma yapılabilineceğini düşünüyoruz. Doğu Karadeniz’in de Hasankeyf gibi önemli olduğunu Avrupa Birliği’ne iletmemiz gerekiyor. Önümüzdeki günlerde bu konuda da çalışmalar yapacağız.


Lazurinena: Neler yapmayı düşünüyorsunuz?


Avrupa parlamentosundan parlamenter ayarlayacağız. (gülüşmeler) Çünkü biliyorsun Avrupa Birliği’nde her konuşulan bizim hükümete talimat gibi geliyor. Bunu değerlendirmemiz lazım. Birkaç akademisyen parlementer grubuna ülkemizde bir ziyaret ayarlayabilirsek başarılı olabileceğimize inanıyoruz.


Lazurinena: İnsanlar birey olarak neler yapabilirler?


Avrupa’da bölgemizden çalışan birçok insan var. Bu insanlar çevre partilerle, o bölgedeki yerel gruplarla temasa geçebilirler, örgütlenebilirler. Bizim, bu mücadelemizi önümüzdeki günlerde Avrupa Birliği’ne taşımak en büyük hedeflerimizden biri.

 

Lazurinena: Dereleri gürül gürül akan Doğu Karadeniz de, bunun aksini düşünmek bile içimizi ürpertmeye yetiyor. Sadece yöre halkı değil, Türkiye ve dünyada yaşayan doğaya karşı duyarlı tüm insanların bu haklı davayı desteklemesi taraftarıyız. Hem Hes’lere karşı verdiğiniz mücadele için, hem de toplumsal olaylarda göstermiş olduğunuz duyarlılık için sonsuz minnetlerimizi ve teşekkürlerimizi sunarız. İyi ki varsınız…


Mevlüt Gürkan: Teşekkür ediyorum. Sizde sesimizi duyurma adına katkı sağladığınız için. Bize destekleriniz için ayrıca teşekkür ediyorum. İnşallah HES’ler olmayacak, Doğu Karadeniz, insanların gidip gönül rahatlığı ile gezebileceği doğal güzelliklerini koruduğu bir bölge olarak kalacak. Bütün temennimiz bu. Gelecek nesiller, bütün çocuklarımız Doğu Karadeniz’i haritalardan, atlaslardan görmesin. İnsanların destekleri her ne kadar yeterli olmasa da. Biz yine de sağ duyunun hakim olacağına inanıyoruz.


Lazurinena.com

 

 

E-posta Üyeliği









anket

Lazca 10 yıl sonra konuşuluyor olacak mı?
 

I lovve nuclear