Lazuri Nena do Kultura

Lazuri Nena Do Kultura

JA slide show
 

Yağmurlar Ülkesinden "yazan-çizen" bir Laz

e-Posta Yazdır

Resim çalışmaları ve yazıları ile tanıdığımız Sadık Varer ile sitemizin "İçimizden Biri" bölümünde yayınlanmak üzere kısa bir söyleşi yaptık. Sadık Varer'in kısa biyografisinin ardından röportajımızı okuyabilirsiniz.


* 1957 Ardeşen doğumlu. 1988 – 2007 yılları arasında Bursa, İstanbul, Paris, Dortmund, Wuppertal, Duisburg, Nice, Cannes ve Marsilya’da 16 kişisel sergi açtı ve yaklaşık 60 civarında karma sergiye katıldı. 





Lazurinena:
  Sizin gözünüzle Sadık Varer kimdir? Kendinizi nasıl tanıtırsınız?


Sadık Varer: Yaşamının merkezine özgürlük ve eşitlik kavramlarını koymuş, insanın insan üzerinde kurduğu bütün iktidar, sömürü ve istismar biçimlerinin ortadan kaldırılması için mücadele etmeyi kendine görev edinmiş, yazan ve çizen bir Laz.


Lazurinena:  Sizce resim nedir? Resmi nasıl tanımlıyorsunuz? Sadık Varer’in resim yapmaktaki amacı nedir ve Sadık Varer resimleri konusunda neler söylemek istersiniz?


Sadık Varer: İnsanlığın, yazıdan çok önce keşfettiği, ilk ifade araçlarından biri sayılan resim, benim için, düşünce ve duyguları estetiğin dilini kullanarak dışa vurmaktır; insanlığın ortak kültürel mirasına katkı sunmak, tabir uygunsa, fırça ile tarih yapmaktır! Bana göre, kalıcı değer üretmek gibi ciddi bir işi meslek edinmiş ressam, estetik kaygısının ötesine geçmeli; yalnızca ‘güzel’ olanı değil, tanıklığını yaptığı hayatın sorunlarını, açlığı, haksız savaşları, ekolojik felaketleri ya da kadın – erkek eşitsizliğini de çizme sorumluluğunu göstermelidir.


Lazurinena:  Sanat ve siyaset sizce birbirinden kopuk mudur? Sanatçı kendini siyasetten soyutlamalı mıdır? Bu bağlamda siz kendinizi nasıl tanımlarsınız?


Sadık Varer: Sanatsal üretim, aynı zamanda ideolojik üretimdir. Her sanat yapıtının bir ideolojik okuması vardır. Sanat ve siyaset ilişkisi bu bağlamda kurulabilir. Bu, dolaylı bir ilişkidir. Sanat, siyaseti etkiler ve bu doğal bir şeydir ama siyasetin sanatı ‘etkilemesi’  doğal ve doğru değildir; sanat, tıpkı bilim gibi siyasetten bağımsız olmalıdır.


Lazurinena:  Anadolu Sanatçılar Derneği kimler tarafından, ne zaman kuruldu? Faaliyetleri ve amaçları hakkında bizi bilgilendirir misiniz?


Sadık Varer: Anadolu Sanatçılar Derneği’ni bir düzine kadar ressam, heykeltıraş ve karikatürist arkadaşımla birlikte kurduk. Anadolu insanı, İslam’la tanıştıktan sonra, şeriatın ‘günah’ saydığı resim ve heykel sanatına yabancılaştırılmıştır. Bu tarihsel yabancılaşmaya ‘müdahale’ etmek; sanat, sanatçı ve toplum arasındaki yabancılaşmayı ortadan kaldırmak için üzerimize düşeni yapmak ve isteyen her kesin sanatla doğrudan ilişki kurabilmesini sağlamak gibi toplumsal ve insanı amaçlarla 2002 yılında kurduğumuz ASD ile bugüne değin altısı yurt dışında toplam kırk bir sergi gerçekleştirdik.


Lazurinena:  Anadolu Sanatçılar Derneği’nin başarılarının devamını diliyoruz. Bir ressam olarak,  sizden, bir Laz portresi çizmenizi istesek, kağıt üstünde değil de burada düşüncelerinizi bizimle paylaşır mısınız?


Sadık Varer: Laz, bana Karadeniz’in deli dalgalarını çağrıştırıyor; her an ‘patlamaya’ hazır, hırçın,  zapt edilemez, boyun eğdirilemez… Ve hayatı dehşetli ciddiye alan ama aynı ölçüde hayatla dalga geçmeyi bilen… Ve büyük tarihsel badireleri atlatıp binlerce yıldır kendi toprağına kök salmayı başaran… Ve fakat, 1924 Anayasasıyla Lazlığına yasak konulup Türkleştirilmeye çalışılan, ‘yağmurlar ülkesinin’  kadim halkı.


Lazurinena:  Son dönemlerde Laz Dili ve Kültürü ile ilgili yayın yapan sitelerde yazılarınızın yayınlandığını görmekteyiz. Yazılarınızda Laz kültüründen çok genel konulara değiniyorsunuz. Bir Laz olarak Laz Kültürüne bakış açınız nedir ve Laz kültürel hareketine katkılarınız nelerdir?


Sadık Varer: Laz aydınları, son yıllarda, Laz  tarihini ve kültürünü araştırıp bilince çıkartan ciddi çalışmalar yapıyorlar. Onları ve sözü geçen çalışmaları halkımızla paylaşma olanağı sağlayan Lazebura, Lazuri  ve Lazurinena  gibi siteleri gururla izliyor ve şimdilik arada bir katkı sunmaya çalışıyorum. Şimdilik, diyorum, çünkü, “Laz’ın kendini arayışı” şeklinde nitelendirdiğim bu çalışmanın şimdilerde bana ihtiyacı yok; kardeşlerimin Laz Kültür çalışmasına yettiklerini düşünüyorum. Yazılarımda, Laz kültüründen çok genel konulara değiniyor almamı de böylece açıklayabilirim. Evet, ben bir Laz’ım ama aynı zamanda bir ‘dünya yurttaşı’yım; ilk gençlik yıllarımda edindiğim komünist kimliğim, yalnızca Laz halkının sorunlarını değil, insanlığı ilgilendiren bütün sorunları kendi sorunum saymamı gerektiriyor. Ama elbette, bu durum,  halkımın sorunlarıyla daha az ilgilenmemin gerekçesi olamaz. İlgiliyim; Laz kardeşlerimin çalışmalarını ilgiyle izliyorum, bana gerçekten ihtiyaç duyulduğunda,’orada’ olacağım.


Lazurinena:  Lazcanın ve Laz Kültürünün yok olmaması konusunda neler yapılabilir? Bu alanda son yıllarda, müzik alanında olsun, internet sitelerinde olsun, çeşitli çalışmalar var. Bu çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?


Sadık Varer: Aslında bu sorunun yanıtını biraz önce verdim. Ama Laz kültür hareketinde Laz müziğinin yeri hakkında söylemem gereken bir şey var: Müzik, yazı ve resimden çok etkili. Kazım, Birol,  Efkan ve diğer kardeşlerimizin müzikle, Laz’ın kendini arama çalışmasına, Laz kültürüne ve insanlığın ortak kültürel mirasına yaptıkları katkıyı önemsiyorum.


Lazurinena:  Yok olmakta olan Laz Dili ve Kültürünü korumak, geliştirmek ve geleceğe aktarmak amacı ile kurulan Laz Kültür Derneği’nin çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz. Sizce yapılan çalışmalar yeterli mi?


Sadık Varer: Bilindiği gibi, Büyük Millet Meclisi’nde, Birinci Meclis’in önemli siyasal aktörlerinden sayılan Lazistan Mebusları, İkinci Maclis’e alınmadılar, yani ‘tasfiye’ edildiler. Ve 1924 Anayasası ile hem ‘Lazistan’ kavramı hem de Lazca yasaklandı. O gün bu gündür Laz sözcüğü ‘resmi’ kayıtların dışında kaldı.  Bu açıdan, resmi kimliğiyle Laz Kültür Derneği bir ilk sayılır ve bu önemli bir gelişmedir. Derneğin çalışmaları yeterli mi? Bu soruya, derneğe yüklediğiniz misyona göre değişik yanıtlar verilebilir. Ayrıca bu sorunun bana değil, dernekle organik ilişkisi olan Lazlara sorulması, daha anlamlıdır.

Lazurinena:  Memleketinize çok sık gider misiniz? Bulunduğunuz yerden baktığınızda, Lazona sizde ne çağrışımlar uyandırıyor? Son yıllarda Lazona da meydana gelen olaylar hakkında neler düşünüyorsunuz? (Sahil yolu, Hesler, toplumsal olaylar vs.)

Sadık Varer: Lazona’dan, 70’lı yılların sonuna doğru, siyasal nedenlerle ayrılmak zorunda kalmıştım. 11 yıl kadar siyasal tutsaklık hayatım oldu. Velhasıl, yaklaşık 13 yıl sonra memleketime döndüğümde ciddi bir düş kırıklığı yaşadım. Çok ama çok şey değişmişti; 12 Eylül generalleri ve aynı faşizan ‘ruha’ sahip siyasetçiler halkımızı, tanıyamayacağım kadar değiştirmişlerdi. Benim bıraktığım Ardeşen “Küçük Moskova” şeklinde anılıyordu; sol ağırlıklıydı. 13 yıl sonda karşılaştığım Ardeşen ise, 12 Eylül patentli “ Türk İslam Sentezi” nin ürünü İslamcılar ve sağcılarla doluydu. İtiraf etmeliyim ki, bu karşılaşma sonrası, memleketimi artık eskisi kadar ‘özleyemez’ oldum. Beki de bu yüzden, yılda bir veya iki kez gidiyorum, yağmurlar ülkesine!


Lazurinena:  Yerel değerlere, kültürlere sahip çıkmadan, evrensel bir kültürün oluşması mümkün olamayacağına göre bir kültürün yok olmamasının, geleceğe taşınabilmesinin, gelecekte yaratılacak evrensel kültüre katkısı sizce neler olacaktır?


Sadık Varer: İnsanlık, yerel ya da evrensel, bütün kültürel değerlerin ortağıdır! Laz kültürünün yok olması, yalnızca Laz’ın değil bütün insanlığın kaybıdır. Laz kültürünü yok etmek isteyenleri, gerçekte, insanlığın ortak kültürel mirasından bir şeyler çalmak gibi son derece ciddi bir insanlık suçu işliyor saymak lazım.


Lazurinena:  Günümüzde küreselleşme adı altında uygulanan Neo-libaral politikaların, insanlığın ortak değerlerine, ne tür zararları olduğunu düşünüyorsunuz. Dünyanın bugünü ve geleceği hakkında neler söyleyebilirsiniz?


Sadık Varer: Küresel sermayenin kutsalı sayılan neo liberalizmin amentüsü, denetimsiz,  sınırsız bir sömürü ve kardır. Paraya tahvil edilebilecek bütün değerlerimizi bu yüzden hiçbir rahatsızlık duymadan, pervasızca ‘satışa’ çıkartıyor, çar çur ediyorlar. Neo liberal soygunculara göre, şayet işin sonunda,  örneğin turizm gelirleri falan artmayacaksa, kültürel değerlerin korunması için kaynak  ayırmak, akılcı bir ‘yatırım’ değildir!


Lazurinena:  Bize zaman ayırdığınız için teşekkür ediyoruz ve çalışmalarınızda başarılar diliyoruz.

 

*Biyografi: www.enternasyonalle.com

 

 

E-posta Üyeliği









anket

Lazca 10 yıl sonra konuşuluyor olacak mı?
 

I lovve nuclear