1907’de Orta Hopa’da dünyaya gelen Hasan Helimişi hali vakti yerinde bir ailenin tek çocuğudur. 1915’de Ruslar’ın bölgeyi işgal etmelerinden dolayı çocuk yaşında muhacir oldu. 1925’lerde Komünist dünya görüşüyle tanıştı. Bu tanışma yaşamında önemli bir dönüm noktası olacaktır. Siyasi görüşünden olsa gerek dönem dönem Türkiye hapishanelerinde kaldı.
Şair Helimişi’nin hayatı sonu gelmeyen arayışlarla, sık sık yaşanan hayal kırıklıklarıyla ve pek kimsenin bilmediği sanatsal başarılarla doludur. Kunduracı babasından deri işleme zanaatını öğrenmişti. Kunduracılıkta son derece maharetli olan Helimişi zor zamanlarında bu mesleğe sarılacak ve yaşamını idame ettirecektir.
Sürekli arayış içinde olan kişiliği O’nun çok gezmesine, böylece Hopa – Pazar (Atina kazası) arası bölgede 1925-1931 yılları arasında çok sayıda Lazca halk şarkıları derlemesine vesile olacaktır. Doğuştan sanatsal yeteneklere sahip olan Hasan Helimişi, çok sayıda şarkı bestelemiş, müthiş bir öngörü ile bütün bunları makara bantlara kaydetmiş ve günümüze ulaşmasını da sağlamıştır.
İstanbul ve Trabzon gibi şehirlere gittiği, buralarda TKP ile tanıştığı ve bu yüzden 1932’de Sovyetler Birliği’ne gittiği söylenmektedir. Sovyetler Birliği’ne gittiği ilk yıllarda Batum’da ikamet etmiştir. Aynı yıl SSCB Halk Eğitimi Komiserliği tarafından Leningrad’da bulunan SSCB - Ulusal Azınlıklar Enstitüsü’ne (Enstitut Natsmenov) gönderildi.* Burada dans, müzik, tiyatro ve folklor konularında dersler aldı. Burada öğrenim görürken Lazuri Gruôa adlı bir horon grubu kurmuş, Laz halk dansları eğitimi vermiş ve gösterilere katılmıştır. Kazandığı başarılardan dolayı ödüller almıştır.
1935 yılı kışında talihsiz bir tren kazasında sağ bacağını kaybetti. Hareket halindeki trenden düşmüş, trenin altında kalarak sağ bacağı kopmuştur. Bundan dolayı defalarca ameliyatlar geçirmiş, bu ağır tramvadan dolayı eğitimini tamamlamadan Batum’a dönmek zorunda kalmıştır. Hasan Helimişi’nin bundan sonraki yaşamı Sovyetler Birliği’ndeki siyasi gelişmelere bağlı olarak hapishanelerde ve sürgünlerde geçecek, hayal kırıklıkları ve özlemlerle dolu zor yıllardır.
Hasan Helimişi, Batum’da evlenir. Kendine bir ev kurar. Baba mesleği kunduracılıkla yaşamını idame ettirmeye başlar. Artık herşey yoluna girmeye başlamıştır. Derken… 1938 yılında hiçbir gerekçe gösterilmeden hapse atılır. Batum ve Tiflis hapishanelerinde 2.5 yıl hapis hayatı yaşar. 2.5 yıl sonra “bir yanlışlık oldu” denilerek 1 aylık çalışma ücreti verilip serbest bırakılır. Ancak, kendi inşa ettiği evde başkaları kalıyordu, çalışmalarına el konulmuştu ve karısı ortada yoktu…
Gürcistan SSCB’de, 1937 ile birlikte Lazların “Etnik grup” statüsü “Etnografik grup” grup statüsüne indirgenmiş, Laz okulları kapatılmış, Laz okullarının direktörü ve Lazca okuma kitaplarının yazarı İskender Witaşi ortadan kaldırılmıştır. Yine bu yıllarda Sarp köyünde yaşayan Lazların ad ve soyadları Gürcü ad ve soyadları ile değiştirilmiştir. Bu uygulamalardan Hasan Helimişi’nin de nasibini aldığı görülmektedir. Dolayısiyla Helimişi’nin “yanlışlıkla” hapse atılma sebebi de ortaya çıkmaktadır.
II. Emperyalist Savaş’ın tüm dünyayı sardığı zamanlardır. Şair Helimişi sağ bacağı olmadığından askere alınmaz ancak, O da herkes gibi savaşın bütün çilelerini çekecektir. Helimişi, Leningradi adlı şiirinde savaşa katılamamanın ezikliğini şöyle dile getirmektedir:
Var vore tina memşvelu skani
Muöo oxorca bare vimgara
Si xe ûufeğoni var mâirum tina
Ar jur nena ûas do bare doôöara
Sana yardım edecek halim yok...
Sanki bir kadın gibi ağlayayım mı?
Sen beni eli tüfekli göremiyorsun
Bir iki kelime olsa da bari senin için yazayım...
Savaş biter, Helimişi yeniden evlenir ve Batum’da bir ev daha inşa eder. Bu arada iki erkek çocuk babası olmuştur. Tekrar hayat düzene girmeye başlamıştır. Ama birileri Hopalı şaire rahat yüzü gösterme niyetinde değildir. Helimişi tekrar Hopa’nın çok uzağında bir yere, bir oğlu ve Acaralı karısı Fatma ile birlikte Sibirya’nın Tomskir vilayeti, Vasyugan kasasına sürülür. Bir oğlu Batum’da kalmıştır. Eksi 50 dereceye varan soğuk, bir kadın, bir çocuk ve kendini hissettiren açlık “Salbacaklı” Hasan’a zor günler yaşatacaktır. Şair, Vasyugan’da üçüncü evini kurar. Bu arada bir kız çocuğu dünyaya gelir. Kızına yakınlardan geçen bir nehrin adını verir; Narima… Evinin bir tarafını fotoğrafçı dükkanına çevirir, açlık tehlikesinden kurtulurlar. Artık yaşam burada da rayına oturmuştur.
Sene 1953, Stalin bu dünyadan göç eder. Sürgün yılları son bulur. Şair, Batum’a geri gönderilir. Dönüş başka açılardan yeni bir sürgündür Helimişi için; evinde başkaları oturmaktadır, bütün çalışmaları, şiirleri, yazıları yine kaybolmuştur!...
Bir müddet karısının evinde yaşar, ancak anlaşamazlar ve Helimişi evden ayrılmak zorunda kalır. Evsiz, barksız, kimsesiz ve parasız!…
Sohum’a akrabalarının yanına gider ve misafir olarak kalmaya başlar. Ne var ki bu misafirlik de uzun sürmeyecektir. Dönemin Gürcistan başbakanına mektup yazarak yardım ister. Oradan Tiflis’e çağrılır. Türkçe yazdığı “Kore’de Bir Laz Kızı” adlı romanı çok beğenilir. Tiflis Devlet Üniversitesi’nde Türkçe Hocası olarak göreve başlatılıp, öğrenci yurdunda bir oda verirler. “Bir yıl sonra kendisine bir ev verileceği vaadinde bulunulur ancak bu vaadin tutulması bir yana, o odadan da atılmak istenir.
Kendisine verilen sözlerin tutulmaması üzerine Helimişi, üniversitedeki görevini bırakır. Başladığı yere dönmüştür; baba mesleği kunduracılık! Kendi ifadesiyle “çekiç Helimişi’yi teselli etmektedir.”
Hasan Helimişi, hayatının geri kalan kısmını Tiflis vilayeti, Çavçavadze talebe yurdu, 4. kısım, 47 numaralı odada geçirir.
Ölümünden birkaç ay evvel felç olur. Artık eli ayağı tutmamakta, konuşamakta ve kendi başına ihtiyaçlarını sağlayamamaktadır. Bakımını Sarp köyünden öğrenci Lazlar üstlenirler. O dönemde Helimişi’nin yanından ayrılmayan üniversiteli Laz gençlerinin anlatımına göre, kısa sürede ölmek ve kimseye daha fazla yük olmamak için ölümüne 2 ay kala yemek yemeyi reddeder.
3 Mart 1976 günü, Laz gençlerinin kolları arasında hayata veda eder.
Mezarının nerede olacağı tartışma konusu olur. Laz gençlerinin insiyatifi ile Batum’a bağlı bir Laz köyü olan ve Türkiye sınırında bulunan Sarp köyünde defnedilmesine karar verilir. Helimişi’nin naaşı gençler tarafından alınarak Batum’a getirilir. Burada köylülerin oluşturduğu kalabalık bir grup Helimişi’nin cenazesini karşılar. Köye götürülür ve Karadeniz’in mavi enginliklerini kucaklayan yemyeşil tepede toprağa verilir.
Geriye çok sayıda yağlı boya tablolar, Lazca şiirler, çocuk hikayeleri, tiyatro oyunları, Laz müziği derlemeleri ve besteleri ile rubaileri... Bir de mezar taşına yazılı kendi sözleri kalır:
Skidalaşen ma na-manöen kaebzdi
Man am dunyas em dunyaş derdi var bzdi
Yaşamdan payıma düşeni aldım
Bu dünyada öteki dünyanın derdini çekmedim
Helimişi Xasani, Gürcistan Devlet Sanat Müzesi tanıtım kataloğu
Hazırlayan: Liya Dolaberidze, Nugzar Caparidze.
Sanat redakörü: C. Mikeladze, 1979.
Rusça’dan çeviren: Murat Papşu.





